Gökçeada gezi rehberi

Aslında bu yazının başlığı "Gökçeada biz seni çok sevdik" olmalıydı. Neden mi? Birçok yere gittik, birçok yerde tatil yapmaktan, o coğrafyayı keşfetmekten mutlu olduk. Ama hiçbir zaman gittiğimiz bir yere ikinci kez gitmekten zevk almadık. Çok nadir bir iki destinasyon dışında.. Çünkü hayat tekrarlara yer ayıracak kadar uzun değil. Ama neredeyse Gökçeada'yı (İmroz) keşfedişimizin üzerinden bir ay geçti, biz hala onu unutamadık. Ve tekrar gitmek için can atıyoruz. Çünkü biz Gökçeada'ya doyamadık. Onun terk edilmişliğini, yalnızlığını, koca heybetiyle Ege'de dimdik durmasına rağmen 'Lost' adası gibi kayıp oluşunu, dağlarıyla, dereleriyle, gölleriyle 'ben kendime yeterim, varsın siz beni yok sayın haykırışını', sokaklarının suskunluğunu unutamadık. Öyle ki sanki adada hayat 80-90'larda durmuş, siz zamana yolculuk yapıyorsunuz..

Gökçeada (İmroz) - Kuzulimanı
GÖKÇEADA'YA GELMEDEN ÖNCE...

Gökçeada'da gezilecek yerleri, mutlaka yapılması gerekenleri anlatmadan önce ufak birkaç önsöz ekleyelim yazımıza. Yazıyı okuyanlar arasında Gökçeada'ya daha önce gidip, giriş yazımıza hak verenler de vermeyenler de olabilir. Eğer Gökçeada'ya, bir Çeşme, Bodrum, Fethiye, Marmaris beklentisiyle, 5 yıldız otel kafasıyla gelirseniz, 'sabaha kadar dans, sabaha kadar eğlence' beklerseniz büyük hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz ve bize hak vermeyenler kategorisine dahil olursunuz. Ama buraya hani gitmeye can attığımız Yunan adaları (Sakız, Midilli, Kos, Patmos, Samos) beklentisiyle gelirseniz, emin olun Gökçeada size beklediğinizden fazlasını verecektir. Hatta göreceksiniz ki, doğasıyla, tarihi, kültürel geçmişiyle ve şu anki mevcut insan ve yabancı turist mozaiğiyle Gökçeada o adaların her birini cebinden çıkartır. Neden mi? Gökçeada'yı biraz daha anlamak için aşağıdaki haritaya detaylı bir şekilde incelemeye ne dersiniz?

Gökçeada (İmroz) Gezi Haritası
Gökçeada (İmroz) - Marmaros Şelalesi
Haritaya bakınca 'yav ada bu kadarcıkmış mı' diye iç sesine teslim olmuş olanlar ya da coğrafya dersinde 'Türkiye'nin en büyük adası Gökçeada' bilgisini kaçırmış olanlar olabilir. Şimdi size burada adanın yüz ölçümü şu kadar gibi bilgiler vermeyeceğiz ama büyüklüğünü anlamanız için şöyle bir bilgi verelim. Birkaç günlük tatilinizde çok rahat 200-300 km yol yapabilirsiniz. En azından biz bunun çok çok fazlasını başardık. O yüzden Bozcaada ile kıyaslamayın. Feribottan indiğiniz Kuzulimanı'ndan adanın bir diğer ucu olan Uğurlu Plajı'na 30 kilometre yol gidiyorsunuz. (yaklaşık 40 dk. sürüyor) Adada 5 gölet, bir Tuz gölü mevcut. Su ihtiyacı bakımından kendi kendine yetebilen nadir adalardan. Öyle ki su zenginliği açısından Ege'nin birinci, dünyanın dördüncü adası. Ayrıca bir de şelalesi var.

Gökçeada (İmroz) Sualtı Milli Parkı
TÜRKİYE'NİN İLK SUALTI MİLLİ PARKI

Gökçeada 114 tür balık, 'denizin yağmur ormanları' denen çiçekli deniz çayırları, mercanlar, Caretta Caretta'lar, Akdeniz fokları, süngerler ve daha pek çok deniz canlısı ile sualtı meraklılarını adeta kendine çağırıyor. Öyle ki 1999 yılında Yıldızkoy bölgesi Türkiye'nin ilk Sualtı Milli Parkı olarak ilan edilmiş. Kıyıdan 200 metre açıkta, 3.5 kilometre uzunluğunda ve 4-8 metre derinlikte oluşturulan sualtı patikası projesiyle Yıldızkoy'u, turizmin hizmetine açıldı. Burada bir dip not daha açalım. Ülkemizde en doğal balığı yiyebileceğiniz yer de Gökçeada.


Gökçeada (İmroz) - Zeytinliköy (Aya Teodoroi)
GÖKÇEADA'NIN KÖYLERİ

Yerleşimin kıyılardan çok iç kesimlerde olduğu Gökçeada'da merkez (Panaghia) haricinde 10 köy bulunuyor. Her biri birbirinden güzel. Özellikle Tepeköy (Agridia), Dereköy (Shinudi), Zeytinliköy (Aya Teodoroi), Kaleköy (Kastro) mutlaka ama mutlaka ziyaret edilmesi gereken köyler. Bu köyler Rum köyü olmakla birlikte dokusu ve kültürüyle kendinizi bir an Sakız Adası'ndaymış hissiyatına kaptırabilirsiniz. Tabi Uğurlu'yu, Şirinköy'ü, Şahinkaya'yı, Bademli'yi (Gliki), Eşelek'i ihmal etmeyin. Adada Türk ve Rum kültürünün nasıl harmanlandığına şahit olabilirsiniz. Bu köyler içinde bizi en çok etkileyen Dereköy'dür. Hüzün sarmış dört bir yanını ama hala tüm endamıyla 'yıkılmadım, ayaktayım' der gibi.. Dereköy'ün adanın gerçek merkezi olduğu bilgisini şimdilik vermiş olalım, hüzünlü hikayesini ayrı bir yazıda anlatacağız.


Gökçeada - Kefaloz Plajı
WINDSURF VE KITESURF İÇİN İDEAL

Gökçeada, windsurf ve kitesurf için Türkiye'nin en iyi noktalarından. Çok uzmanlığımız değil ama Türkiye'nin sörf için en ideal yeri olduğunu söylüyorlar. Ki sörf merkezleri adanın en gözde plajlarından biri olan Aydıncık'ta. Sahilin uzunluğu yaklaşık 2 kilometre ve incecik pırıl pırıl bir kuma sahip. Aydıncık sahili, tesisleriyle biraz daha Güney kafasında. Burası haricinde ada kafası 80-90'lar. Ama bir kez daha belirtelim, biz bu kafayı sevdik. Neyse, Aydıncık adrenalin severler için ideal bir yer. Hem de ada merkezine uzaklığı 13 kilometre. Ayrıca başta belirtmiştik Aydıncık sahilinin hemen 50-60 metre içerisinde Tuz Gölü var. Buradan çamurlanarak, denize girebilirsiniz. (Cilt ve eklem rahatsızlıklarına iyi geliyormuş ama kokusu nedeniyle biz yapmayı düşünmedik. Herhalde o çamuru vücuduna sürenler iki gün o kokudan arınamaz.) Ayrıca Tuz Gölü, flamingoların uğrak yeri. Her sene ilkbahar ve sonbaharda buraya geliyorlar. Ornito fotoğrafçıları için tavsiye edilir.


Gökçeada (İmroz) - Kaşkaval Burnu - Peynir Kayalıkları
PEYNİR KAYALIKLARI

Gökçeada'ya geldiyseniz mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri de Peynir Kayalıkları. Kuzulimanı'nın hemen solunda yer alan Kaşkaval Burnu'ndaki kayalıkları, karadan görme şansınız yok. O yüzden bir tekne ayarlamanız şart. Kaleköy ve Kuzulimanı'ndaki balıkçı tekneleriyle anlaşabilirsiniz. Kaleköy'den 15 dakika, Kuzulimanı'ndan 5 dakika sürüyor. Üst üste dizilmiş peynir kalıplarını andırıyor. Buraya geldiğinizde kendinizi bir an olsun İskandinavya coğrafyasında hissedebilirsiniz. Büyüleyici bir atmosfer.


5 BİN YILLIK TARİHİ GEÇMİŞ

Gökçeada, eski çağlardan beri birçok kültüre ev sahipliği yapmış. Henüz yeterli sayıda arkeolojik kazı yapılmadığı için bu değerler keşfedilememiş ya da çoğu yok olmuş. Ama şu bilinmeli ki Gökçeada tam bir medeniyet beşiği. Adadaki ilk yerleşimin tarihi geçmişi bilinmese de, Yeni Bademli Höyüğü'ndeki kalıntılar M.Ö. 3000 yıllarına ait. Ada tarih boyunca birçok devlet arasında el değiştirmiş. Adada Atinalılar, Persler, Romalılar, Venedikliler, Cenevizliler, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu hüküm sürmüş. Adada 500 sene hakimiyet süren Osmanlı'dan kalma sadece bir cami, 4 çamaşırhane ve bir çeşme bulunuyor. Bunların hepsi de ada merkezinde.


Gökçeada (İmroz) - Kaya Mezarı
GARİP BİR KAYA MEZARI

Gökçeada'nın güney kısmında bulunan iki kaya mezarı, özellikle arkeolojik eserlere merakınız varsa ziyaret etmeniz gereken yerlerden. Sanki oraya getirilip bırakılmış gibi duran birbirine bitişik bu kaya mezarının etrafında herhangi bir tarihi yerleşim bulunamamış. Nereden geldikleri de henüz bilinmiyor. Büyük bir kayaya oyulmuş iki mezardan oluşuyor. Sanki oraya birileri tarafından bırakılmış gibi. Aydıncık Plajı'ndan Uğurlu yönüne giderken 4 kilometre sonra sağda taşlı duvarlar göreceksiniz. O tarafa doğru yürüyün. Herhangi bir levha olmadığı için kolayca gözden kaçırabilirsiniz. Hazır yeri gelmişken buradan Gökçeada'nın yetkililerine de seslenelim. Maalesef ada genelinde yönlendirme levhaları çok zayıf. Bu konuda bir çalışma yapılması iyi olur.

Gökçeada (İmroz) - Laz Koyu
GÖKÇEADA'NIN KOYLARI VE PLAJLARI

Gökçeada, rüzgarın neredeyse hiç durmadığı bir yer. Dolayısıyla burada yaşama rüzgar yön veriyor. Gökçeada'yı sevmek istiyorsanız, rüzgarı da sevmeniz gerekiyor. Dolayısıyla hangi koyda denize gireceğiniz de rüzgara göre değişiyor. Adada rüzgar genellikle kuzeyden esiyor. Dolayısıyla güney kıyıları denize girmek için daha uygun. Rüzgar güneyden eserse (lodos) tercihiniz kuzey koyları olmalı. Bunların başında da Yıldızkoy geliyor. Adada Aydıncık ve Yuvalı plajı dışındaki koylarda konaklama tesisi yok. İmroz'da denize girebilmek için birçok bakir koy olduğunu da unutmayın. Bunları keşfetmek size kalmış.

Gökçeada (İmroz) - Gizli Liman ve İnce Burun
Her koyu birbirinden güzel. Hatta şöyle bir iddiada bulunalım, Gökçeada'daki koylar Antalya'da olsa o plajlarda havlumuzu atacak yer bulamayız. Uzun kumsalları, el değmemiş doğası, pırıl pırıl deniziyle sizi büyülüyor. Dediğimiz gibi adanın her yerinden denize girebilirsiniz ama bizim favorilerimiz; Martı Plajı, Uğurlu Plajı, Aydıncık Plajı, Yıldızkoy, Laz Koyu, Kefaloz ve Marmaros. Bunların içinde en zor ulaşım Marmaros ve Martı Plajı'na. Gizli Liman'ı da mutlaka ziyaret edilecek yerlere ekleyin. Bunlarla ilgili ayrı bir yazı yacağız.

TÜRKİYE'NİN EN BATI UCUNDA GÜNEŞİ BATIRMAK

Sadece Gökçeada'da yapabileceğiniz bir şey var ki, Türkiye'nin en batı ucunda bulunmak. Uğurlu Plajı ile Gizli Limanı ayıran burun şeklindeki tepeden oluşan İnce Burun, Türkiye'nin en batı ucu. Burada dikili bir Türk bayrağı göreceksiniz. Buraya sevgilinizle oturup, güneşin batışını izlemeden dönmeyin. Önünüz uzadıya Ege, solunuz Uğurlu Plajı, sağınız Gizli Liman. Tam bir şölen...


Gökçeada'da akşamları sırtınızı toprağa yaslayın ve gökyüzünü seyredin.
SADECE YILDIZLARI DEĞİL, SAMANYOLU'NU SEYREDİN
Türkiye'de güneş en güzel Gökçeada'da batıyor olsa gerek. Her köşesinden bir başka güzel batıyor. Seyretmeye doyamıyorsunuz. Ama bir şey daha var ki, bizim gibi büyükşehir insanları için yıldızlar hiç bu kadar parlak olmamıştı. Yıldızları seyre dalmakla yetinmiyorsunuz, adeta Samanyolu'nu seyrediyorsunuz.

İMROZ'UN KEÇİ VE KOYUNLARI


Gökçeada'nın her yerinde keçilerle karşılaşabilirsiniz. Aslında Gökçeada Koyunu, tescilli bir ırkmış. Dağlarda tek başına çobansız, yarı vahşi şekilde yaşıyorlar. Bize pek denk gelmese de adanın her yerinde keçilerle karşılaşmanız mümkün. Hatta o kadar çok keçi ile karşılaşıyorsunuz ki, sanki adanın sahibi onlar. Bu keçilerin kimisi sahipli, kimisi sahipsizmiş. O yüzden Gökçeada içinde arabayla giderken çok hızlı gitmemekte fayda var. Çünkü her an önünüze bir keçi, koyun fırlayabilir. Eğer bir yerde kamp yapıyorsanız mutlaka çöplerinizi karıştırmaya da geleceklerdir. Adanın doğal ortamlarında serbest olarak yaşayan bu yarı vahşi koyun ve keçiler, keklik ile beslendiği için de etlerinin lezzetine doyum olmuyor. Herhalde Türkiye coğrafyasında bu kadar doğal büyüyen keçi ve koyun bulamazsınız. Dolayısıyla Gökçeada'ya gelmişken bir kuzu-oğlak çevirmeden dönmeyin. Buradaki lezzeti başka yerde bulamazsınız.

GÖKÇEADA'YA LOGO ÖNERİSİ

Dediğimiz gibi biz o kadar çok keçiyle karşılaştık ki, adanın sahibi keçilermiş gibi geldi bize. Kesinlikle adadaki bu keçi popülasyonu ön plana çıkarılmalı. Hatta öyle ki logosu bile keçi olabilir.


NÜFUS YAPISI VE TURİSTLERİN DAĞILIMI

2007 nüfus sayımına göre; Gökçeada merkezinin nüfusu 6 bin 801, köylerindeki nüfus ise 1871. Yani büyük coğrafyasına rağmen adada yaşayan sayısı 10 bin bile değil. Yazın gelen turistlerle bu nüfusun ulaşabileceği maksimum sayı 20 bin olsa gerek. Gökçeada'ya özellikle Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya'dan çok fazla yabancı turist geliyor. Bulgar ve Roman turistlerin tercihi Kefaloz Plajı oluyor. Karavanda kalıyorlar. Ayrıca adada çok fazla muhafazakar hayat görüşüne sahip yerli turist ile karşılaşacaksınız. Genelde Uğurlu tarafını tercih ediyorlar. Yunanistan'dan gelen turistler (onlara turist demek ne kadar doğru bilmiyorum) ise Rum köylerini tercih ediyor. Anlayacağınız ada tam anlamıyla bir kültür mozaiği.

Gökçeada (İmroz) - Kaleköy Sahil
DÜNYANIN İLK VE TEK SAKİN ADASI

Gökçeada 2011 yılında Cittaslow unvanını alarak, dünyanın ilk ve tek sakin adasıdır. Cittaslow'un ne olduğunu bilmeyenler için kısa bir bilgi verelim. Hava, gürültü, ışık ve elektro manyetik kirliliklerin sağlığı tehdit etmeyecek seviyede olması anlamına geliyor. Yani yerel kimliğini, doğasını, kültürünü, müziğini koruyarak dünya sahnesinde yer almak isteyen yerlerin katıldığı uluslararası birliğin adıdır Cittaslow. Gökçeada'nın bu birliğe üye olması bizler için çok sevindirici.

Buraya kadar Gökçeada'yı neden çok sevdiğimizi aslında anlattık. Ama şimdi madde madde sıralayalım:

GÖKÇEADA'NIN ARTILARI
  • Doğal yapısı bozulmamış coğrafyası
  • Birbirinden güzel koyları ve plajları
  • Her yerde çadırınızı kurup, kamp yapabilmeniz
  • Türkiye'nin ilk ve tek Sualtı Milli Parkı'na sahip olması
  • Tüplü, tüpsüz dalış imkanı
  • Tarihi geçmişi ve kültürel çeşitliliği
  • Adadaki evlerin mimari yapısı
  • Peynir Kayalıkları
  • Sörf yapılabilir olması
  • Şelalesi, göletleri ve Tuz Gölü
  • Oksijen deposu olması
  • Dünyanın ilk ve tek sakin adası olması
  • Türkiye'nin en batı ucunda güneşi batırma imkanınız olması
  • Güneşin eşsiz bir güzellikte batıyor olması
  • Ada mutfağı
  • Keçi ve koyunları (Ya da kuzu ve oğlakları:)
  • Çiftlik balığı yeme ihtimalinizin olmaması. Burası tam bir balık cenneti.
  • Ada genelinde fiyatların ucuz olması.
  • Henüz talan edilmemiş olması. (Umarız Güney'deki talan kültürü bu adaya hiçbir zaman uğramaz) 

GÖKÇEADA'NIN EKSİLERİ
  • Rüzgarı. Hem avantaj, hem dezavantaj:) 
  • Ulaşım. Gökçeada'ya ulaşım sadece feribotla. Havaalanı var ama aktif olarak çalışmıyor.
  • Yaz sezonunun kısa olması. Kış turizmine uygun olmaması. Çünkü adada kışın hayat zor. 
  • Kuzey'deki turizmci kafasının hakim olması. 
  • Kamp alanlarının yetersizliği
  • Plajlardaki tesislerin yetersizliği
  • Semadirek ve Limni adalarına komşu olmasına rağmen, bu adalar ile feribot seferlerinin başlamamış olması. 
  • Hastane imkanının zayıf olması. 
  • Sadece iki eczane var ve her ilacı bulamayabilirsiniz.
  • Adada sadece Ziraat Bankası, İşbankası ve Halkbank'ın şubeleri var.
  • Adada tek bir benzin istasyonu var. O da ada merkezinde. Litre fiyatları biraz pahalı ve her istediğiniz yakıt bulunmayabiliyor.
  • Tek bir gazete bayisi var ve gazeteler sabah ilk feribotla geliyor.
  • Toplu ulaşım çok sık değil. Aracınız yoksa adayı gezmekte sıkıntı yaşayabilirsiniz.

Sonsöz olarak, Gökçeada keşfedilmek için sizi bekliyor. Gökçeada'ya 4-5 günü çok görmeyin. Bir Bodrum, Çeşme olmasını beklemeden Gökçeada'yı ziyaret edin.




Dipnot: Yazıda kullanılan fotoğraflardan bazıları Gökçeada Belediyesi ile Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nde alınmıştır. Kendilerine teşekkür ederiz.


BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yurtiçi

Gezegeni Keşfet

Gezmeyi, yazmayı, yemeyi, içmeyi, fotoğraf çekmeyi ve bunları paylaşmayı çok seviyoruz. Gelin birlikte gezegeni keşfedelim.